
Eşcinsellik
Nedir ?
Eşcinsellik, kişinin cinsel,
duygusal ilgi ve isteğinin (cinsel yöneliminin) kendisiyle aynı cinsten
kişilere dönük olması. Sadece kendi cinsine yönelenlere homoseksüel, hem
karşı cinsine, hem kendi cinsine yönelenlere de biseksüel denir. Erkek
eşcinseller, aktif ya da pasif olsun, eşcinsel kabul edilir.
Eşcinselleri tanımlamak için çok çeşitli kavramlar kullanılır. Kadın
eşcinselleri tanımlamak için 1800'lü yıllardan beri kullanılan lezbiyen
sözcüğünü karşılamak için Fransızca kökenli gey (Fr: gai, İng: gay)
sözcüğü, 1960'larda önceleri sadece erkek eşcinselleri tanımlamak için
kullanılmaya başlanmıştır. Zamanla tüm eşcinseller için kullanılır hale
gelmiştir. Eşcinsel anlamına gelen bazı argo tabirleri hakaret ya da
aşağılama amaçlı kullanmak, birçok gelişmiş ülkede "nefret suçu" kapsamına
girer ve cezai yaptırımla karşılaşılabilir.
19. ve 20. yüzyıllarda çeşitli psikologlar eşcinselliğin nedenleri ile
ilgili teoriler geliştirdiler. Bunların çoğu eşcinselliği "akıl hastalığı"
olarak tanımlıyordu. 19. yy psikologlarından Richard von Krafft-Ebing,
mastürbasyon, sadomazoşizm ve şehvet cinayetlerini "cinsel sapıklıklar"
olarak tanımladığı 1886 tarihli kitabı Psychopathia Sexualis'de
eşcinselliğin kalıtımsal olduğunu iddia etti. Çağdaşı Sigmund Freud,
kendini karşıt cinsteki ebeveyn ile özdeşleştirmenin de etkisiyle oluşmuş,
"psikoseksüel gelişimdeki çatışmaların bir sonucu" olarak tanımladı.
Diğerleri, eşcinselliğin nedenlerini sosyal etkilerde ve anne karnındaki
gelişim esansında gerçekleşen fizyolojik olaylarda aradılar. Eşcinselliğin
nedenleri, muhtemelen, insanın doğuştan gelen veya doğasından kaynaklanan
özellikleri ile çevresel faktörler ya da toplum etkisinin bir bileşimidir.
21. yüzyıla gelindiğinde birçok toplum cinselliği daha rahat ve açık bir
şekilde tartışır hale geldi. İnsan cinselliğinin bir ifadesi olarak
eşcinsellik kabul görmesi başladı ve bunun bir sonucu olarak eşcinsellikle
ilgili hurafeler terkedilmeye başlandı. Özellikle 1950 ve 60'larda yaygın
olan, erkek eşcinsellerin zayıf ve kadınsı oldukları, lezbiyenlerin
erkeksi ve saldırgan oldukları inanışları büyük oranda terkedildi.
20. yüzyılda ABD'de, "seks araştırmaları" adı altında, amacı cinsel
ilişkileri incelemek olan bir sosyal ve davranış bilimi oluşturuldu.
Araştırmacı Alfred Kinsey'in 1948'deki raporuna göre eşcinsel aktivite
gerek erkek gerekse bayan ergen Amerikalılar arasında oldukça yaygındı.
Örneğin erkek deneklerin %30'u bir şekilde eşcinsel aktivitede bulunduğunu
belirtti. Yine erkeklerin %10'u, 16 - 55 yaşları arasında, uzun süreli (1
ila 3 yıl) eşcinsel ilişki yaşadığını belirtti. Aynı çalışmada bayanların
yarısına yakını eşcinsel aktivitede bulunduğunu belirtti. Kinsey'in
metodları ve ulaştığı sonuçlar uzun yıllar tartışıldı. Yakın dönemde
yapılan araştırmalarda Kinsey'inkilerden az ya da çok yüzdelere ulaşıldı.
Örneğin 2003 yılında yapılan bir araştırmaya göre Norveçlilerin %12'si
eşcinsel ilişkide bulunmuştur.
Alfred Kinsey cinsel aktiviteleri homoseksüel ya da heteroseksüel olarak
ayırmaktansa, geniş bir yelpaze üzerinde değerlendiriyordu. Bu yelpazenin
en uç noktalarını homoseksüelliğin ya da heteroseksüelliğin en ileri
düzeyleri oluşturuyordu. Biseksüellerin orta noktada bulunduğu kabul
edilirse diğer bireylerin herbiri bu yelpazenin sağında veya solundaki bir
noktada yer alıyordu. Örneğin konuma bağlı eşcinsel aktivite (İng:
situational homosexual activity), karşıt cinsin bulunmadığı hapishane gibi
ortamlarda gerçekleşme eğilimindedir.
Homofobi;
Homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan irrasyonel nefret,
korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır. Geniş manası ile diğer cinsel
yönelimlere sahip olan LGBTT kişileri de içerir.
Homofobinin, çok çeşitli dışavurumları mevcuttur. Sözlü aşağılamanın yanı
sıra, eşcinsellere karşı fiziksel şiddet girişimleri de bulunmaktadır.
Kadın eşcinselliği, özellikle erkek bireyler tarafından bir cinsel obje
olarak görülmektedir. Eşcinselliğe karşı görüşlerin çoğu, bu yönelimin
"cinsel eylem" durumuyla ilgilidir ve toplum, eşcinselliğin bir duygu
durumu da olduğunu göz ardı etmektedir. Medya tarafından çoğu kez hedef
gösterilen eşcinsellik, aynı zamanda çeşitli durumlarda bir pazarlama
aracı olarak da kullanılmıştır.
Tıp ve psikoloji alanlarında eşcinsellik bir sapıklık veya ruhsal bozukluk
olarak kabul edilmese de, kapalı toplumlar genelinde eşcinselliğe hâlâ bir
sapıklık olarak bakmakta ve eşcinsel bireyler dışlanmaktadır. Özellikle
bazı geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan toplumlar eşcinsellere
"öteki" olarak bakmaktadır. Bu toplumlarda cinsel roller daha çocukluktan
itibaren belirlenmekte ve heteroseksüel ilişkinin dışındaki ilişkiler
onaylanmamaktadır. Eşcinselliğin "insan doğasına aykırı" olduğu öne
sürülmekte, insanın temel amacı olduğu varsayılan "üreme"ye ket vurduğu
savunulmaktadır. Oysa bilim, cinsel kimliğin, insanın temel amaç ve/veya
güdülerine etki etmediğini savunmaktadır. Ayrıca, Antik Yunan-Roma
kültüründe görüldüğü gibi geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli ve
ataerkil olan her toplum eşcinselliğe karşı değildir.
Saldırgan ve kınayan bir çevre, şifahi ve fiziksel suistimal, aile ve
diğer insanlar tarafından reddedilme ve tecrit yüzünden, gey ve lezbiyen
gençlerin intihar etmeleri, madde bağımlısı olmaları, okulda sorunlar
yaşamaları ve yalnız kalmaları olasılığı daha yüksektir.
Eşcinselleri "onarma" girişimleri günümüzde psikolojik üniformaya bürünmüş
sosyal bir ön yargı olarak kabul edilmektedir. Cinsellik ve cinsel
yönelim, varlığın temel unsurları olarak kişisel kohezif duyguların ve
dünyada rahat ediş düzeyinin önemli belirleyicileridir.
Heteroseksüelliğe (karşı cinsellik) dönüşme isteği ile ilgili bazı
analitik yaklaşım ve davranışçı terapiler mevcut olup başarıları oldukça
şüphelidir. Bu terapiler eşcinselliği heteroseksüellikten daha az
arzulanır hale getirmeye ya da eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya
yöneliktir; gerçekten iyi motive edilmiş bir grupta bile kişinin cinsel ve
duygusal yöneliminin değiştirilemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Evlilik ve medeni birliktelik;
Eşcinsel evliliğe şu anda altı ülkede ve üç ABD eyaletinde izin
verilmektedir. Hollanda 2001'de eşcinsel evliliği uygulayan dünyanın ilk
ülkesiydi, ve artık Belçika, Güney Afrika, İspanya, Kanada ve Amerika
Birleşik Devletleri'nin Massachusetts, Iowa ve Kaliforniya eyaletlerinde
de geçerlidir. İsrail'de, diğer ülkelerde yapılan eşcinsel evlilikler
kabul edilmektedir, ama İsrail'de yapılan eşcinsel evlilikler yasal
sayılmıyor.
Bazı diğer ülkeler, medeni birliktelikler kabul eden kanunlar
uygulamaktadır. Bu medeni birliktelikler, eşcinsel çiftlere, karma
çiftlerin yasal haklarına benzer haklar tanımak amacıyla uygulanıyor,
örneğin vergi, miras ve göç hakkındaki yasal konularda. İskandinav
ülkeleri, Avustralya, İngiltere, İsviçre, Avusturya ve Almanya medeni
birliktelikleri kabul eden ülkelerdendir.
Medeni birliktelikleri ve evcil ortaklıkları kabul eden ABD eyaletleri ise
şunlardır: Connecticut (2005}, Kaliforniya (2000), New Hampshire (2008),
New Jersey (2006), Oregon (2007) ve Vermont (2000).
Türkiye'de eşcinsellik;
Türkiye'de homofobi karşısında pek çok aktivist hareket
gerçekleştirilmekte ve önyargıların kırılması için uğraş verilmektedir.
Türkiye'de mevcut tüm kanunlarda eşcinsellik konusunda yasal bir düzenleme
bulunmamaktadır. İki ve/veya daha fazla kimsenin cinsel ilişkide
bulunmaları heteroseksüel ya da eşcinsel farketmeksizin, kanuni
düzenlemeler yönünden suç teşkil etmez.
Türk Ceza Kanunu'nda cinsel içerikli suçlar (homoseksüel ya da
heteroseksüel):
18 yaşını doldurmayanlarla (anal veya vajinal) cinsel ilişkide bulunmak,
Irza tasaddi konumunda kalsalar dahi 15 yaşından küçüklerle yapılan her
türlü cinsel temas (oral seks, sürtünme vb.)
Umuma açık yerlerde ve başkalarının da görebileceği şekilde uygunsuz
davranış ve ilişkilerde bulunmak.
Türk Medeni Kanunu'nda eşcinsellik:
Eşcinsellik boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Eşcinsel olan eşin
sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılması kabul edilmiştir.
Askerlik Kanunu'nda eşcinsellik:
Alenen yani bariz ve açık biçimde eşcinsel olmak askerlik yapmaya
engeldir. Ancak yine de bu durumun psikolojik test ve muayenelerle, çoğu
kez de görsel kanıtlarla ispatlanması istenmektedir.
Kişinin askerlik görevini ifa ederken askeri ortamda ilişkide bulunulması
halinde "emre itaatsizlikte ısrar" suçu; eğer kendinden alt rütbede olan
biriyle ilişki kurmuş ise "memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma" suçu
işlemiş sayılmaktadır.
Eşcinsellik ve AIDS;
AIDS, HIV nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan
bulaşıcı bir hastalıktır. İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV); kan ve
kan ürünlerinin, sperm veya diğer cinsel sıvıların şahıslar arası
transferi ile bulaşır. Ayrıca plasenta ya da süt yoluyla hasta anneden
bebeğine bulaşır.
Bilinen ilk AIDS vakaları 1981'de ABD'nin New York ve Kaliforniya
eyaletlerinde rapor edildi. AIDS teşhisi konulan ilk şahısların çoğu
hastalığı cinsel yolla kapan eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak
kullanan damardan alınan uyuşturucu bağımlılarıydı.[12]
Şu an dünyada HIV'in en yaygın bulaşma yöntemi "heteroseksüel" cinsel
ilişkidir. İlişki sırasında virüs vücuda vajinanın iç yüzeyi, penis,
rektum ya da ağız yoluyla girer.
Hayvanlarda eşcinsellik;
Hayvanlar aleminde de eşcinsel davranış sergileyen ya da eşcinsel ilişkiye
giren canlılar mevcuttur. Sosyal türlerde yaygın olan bu durum özellikle
deniz kuşlarında ve memelilerinde, maymunlarda ve büyük insansılarda
görülür. Eşcinsel davranış yaklaşık 1500 türde gözlemlenmiş, bunlardan
yaklaşık 500'ü kapsamlı olarak incelenmiş ve dosyalanmıştır. Bu keşif,
eşcinselliğin "biyolojik geçerliliği ve doğallığı" ile ilgili tartışmalar
ve eşcinselliğin birey tarafından alınmış bir "sosyal karar" olduğu
tartışmalarını hararetlendirmiştir. Örneğin bazı erkek penguen çiftlerinin
hayat boyu çiftleştiği, beraber yuva yaptığı ve yuvarlak taşları yumurta
gibi kullandıkları bilinmektedir. 2004 yılında, ABD'nin Central Park
Hayvanat Bahçesi'ndeki görevliler, eşcinsel bir erkek penguen çiftinin
taştan yumurtasını döllenmiş gerçek bir yumurta ile değiştirmiş, penguen
çift yavruyu kendi yavrularıymış gibi yetiştirmiştir. Bu penguenler cinsel
ilişkiye girmekte, birbirlerine şarkı söylemekte ve dişi penguenleri
şiddetle reddetmektedir.
Drosophila melanogaster sineğinde hayvan eşcinselliğinin genetik kökleri
ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda hayvanlarda eşcinsel
birlikteliğin ve eşcinsel ilişkiye girmenin iki genden kaynaklanıyor
olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu genlerin feromonlar vasıtasıyla ve
beyin yapısını değiştirerek davranışları kontrol ettiği düşünülmektedir.
Bu çalışmada çevresel faktörlerin sinek eşcinselliğindeki rolüde
araştırılmıştır.
Georgetown Üniversitesi profesörlerinden Janet Mann'ın teorisine göre
eşcinsel davranış biçimi -en azından yunuslarda- özellikle erkek bireyler
arasındaki tür içi agresyonu azaltan evrimsel bir avantajdır. Bazı hayvan
türlerinde doğum öncesinde eşcinselliğin mevcut olduğu yönündeki bazı
bulgular, eşcinsel hakları konusunda sosyal ve politik sonuçlar
doğurmuştur.
Eşcinsellik sembolleri;
Gökkuşağı Bayrağı
AIDS'e Karşı Zafer Bayrağı
Leather Bayrağı
Bear Pride Bayrağı
Pembe Üçgen
Siyah Üçgen
Şarabî Üçgen
AIDS Kurdelesi
Cinsiyet simgeleri
Lambda
Labris
Mor El
Eflatun Gergedan |